Geri gönderme merkezi (GGM) bir ceza infaz kurumu değildir. Burada tutulan yabancı hakkında bir ceza infaz edilmez; kişi, sınır dışı etme işlemlerinin yürütülmesi amacıyla idari gözetim altındadır. Buna rağmen merkezlerde, kurallara aykırı davrandığı değerlendirilen kişiler bakımından fiilen bir disiplin pratiği işlemektedir: oda değişikliği, ayrı odada tutma, iletişim imkânlarının sınırlandırılması. Bu pratiğin dayandığı yazılı bir rejim bulunmaması, kanunilik ilkesi bakımından ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bu yazı, söz konusu boşluğun hukuki sonuçlarını ele almaktadır.
Boşluğun resmî olarak tespiti
Mevzuat boşluğunun varlığı, bir yorum meselesi değil, kurumsal olarak tespit edilmiş bir olgudur. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun (TİHEK) İstanbul Çatalca Geri Gönderme Merkezine ilişkin 2026/45 sayılı ziyaret raporunda — 16/7/2026 tarihli ve 2026/778 sayılı Kurul kararıyla kabul edilmiştir — idari gözetim altında bulunan yabancıların disiplin süreci konusunda açık bir düzenleme bulunmadığı tespit edilmiş ve Göç İdaresi Başkanlığına, bu konudaki mevzuat çalışmasının hızlandırılması ve mevzuat boşluğunun giderilmesi tavsiye edilmiştir. Rapora göre merkezde yaşanan olaylar, bloklarda güvenlik görevlileri tarafından yönetilmektedir.
Bir başka deyişle: fiilen uygulanan bir tedbir rejimi vardır, ancak bu rejimin kapsamını, sınırlarını, karar merciini ve itiraz yolunu gösteren bir düzenleme yoktur.
Kanunilik ilkesi neyi gerektirir?
Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Anayasa'nın 19. maddesi ise kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin olarak, kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı kuralını koyduktan sonra bunun istisnalarını sınırlı biçimde saymıştır.
Bu çerçevede belirleyici olan soru şudur: GGM'de zaten idari gözetim altında bulunan bir kişinin, merkez içinde ayrı bir odada tutulması veya iletişiminin kesilmesi, mevcut gözetim kararının doğal bir sonucu mudur, yoksa ek bir müdahale midir?
Cevap ikincisi yönündedir. YUKK m. 58/1 yalnızca şunu söyler: "İdari gözetime alınan yabancılar, geri gönderme merkezlerinde tutulurlar." İdari gözetim kararı, kişinin merkezde tutulmasına hukuki dayanak oluşturur; merkez içinde diğer kişilerden ayrılmasına, ailesiyle ve avukatıyla iletişiminin kesilmesine değil. Bu ikinci nitelikteki tedbirler, özgürlük üzerindeki kısıtlamanın derecesini artırır ve kendi başına ayrı bir hukuki dayanak gerektirir. Böyle bir dayanak yoksa, tedbirin kanunilik şartını karşıladığı söylenemez.
Üstelik kanun, merkezde bulunan kişiye tanınan bazı imkânları doğrudan düzenlemiştir. Madde 59/1-b uyarınca yabancıya "yakınlarına, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ve bunlarla görüşme yapabilme, ayrıca telefon hizmetlerine erişme imkânı sağlanır". Bu, kanunla tanınmış bir imkândır; dolayısıyla bir disiplin pratiği çerçevesinde kaldırılması, yalnızca genel bir hak ihlali değil, doğrudan m. 59/1-b'ye aykırılık oluşturur. Kanunla tanınan bir imkânın, kanuni dayanağı bulunmayan bir tedbirle ortadan kaldırılması düşünülemez.
Yetki devri bakımından da bir sınır vardır. Madde 58/3, yönetmelikle düzenlenecek konuları sınırlı biçimde saymıştır: geri gönderme merkezlerinin "kurulması, yönetimi, işletilmesi, devri, denetimi" ve yabancıların merkezlere "nakil işlemleri". Bu sayımda bir disiplin rejimi, yaptırım türleri veya iletişim kısıtlaması yer almaz. Dolayısıyla mevcut kanuni çerçevede, yönetmelik düzeyinde bir disiplin rejimi kurulmasının dayanağı da tartışmalıdır; sorunun çözümü kanun değişikliğini gerektirir.
Bu noktada bir karşılaştırma öğreticidir. Kanun koyucu, 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunla m. 57'ye eklediği sekizinci fıkrayla, idari gözetim altına alınan yabancıların uyruklarının tespiti amacıyla elektronik ve iletişim cihazlarının incelenebileceğini ve elde edilen verilerin bu amaç dışında kullanılamayacağını açıkça düzenlemiştir. Yani özel hayata yönelik bu müdahale için kanuni dayanak oluşturulmuş, amacı ve sınırı gösterilmiştir. Aynı kanun koyucu, merkezde uygulanan tedbir rejimi için benzer bir düzenleme yapmamıştır. Bu, boşluğun bilinçli bir tercihten çok, ihmalden kaynaklandığını düşündürmektedir.
Anayasa Mahkemesinin Y.K. kararı
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 2/6/2020 tarihli Y.K. kararında (B. No: 2016/14347) bu meseleyi somut bir olay üzerinden ele almıştır. Karara konu olayda, Kazakistan Cumhuriyeti vatandaşı olan başvurucu hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim kararları verilerek GGM'ye gönderilmiş; başvurucu, merkezde ısıtması olmayan bir hücrede on gün tutulduğunu ve el ile ayaklarına zincirli kelepçe takıldığını ileri sürmüştür.
Mahkeme, başvurucunun on gün boyunca "ilgi odası" olarak adlandırılan tek kişilik odada tutulduğuna ilişkin makul şüphenin ötesinde kanıtlar bulunduğu sonucuna varmış ve Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan eziyet yasağının hem maddi hem de usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir.
Kararın disiplin rejimi tartışması bakımından en önemli kısmı, ihlal sonucuna götüren gerekçedir. Mahkeme şu tespitleri sıralamıştır:
- Başvurucunun ilgi odasına konulmasına dair yazılı bir emir ya da tutanak bulunmamaktadır.
- İlgi odasına alındıktan sonra başvurucu hakkında firara teşebbüs, iştirak ya da başka bir nedenle başlatılan bir disiplin soruşturması yoktur.
- Başvurucunun kendisine, merkezde kalan diğer kişilere veya eşyalara zarar verme ihtimali olduğuna dair bir delil bulunmamaktadır; aksine tüm tanıklar başvurucunun sakin ve uyumlu bir görüntü sergilediğini beyan etmiştir.
- Kurum idaresince başvurucunun hangi nedenle bu odaya konulduğuna ilişkin bir izahat yapılmamıştır.
- Başvurucu, bu odada kaldığı sürece merkezdeki diğer kişilerle, ailesiyle ve yasal temsilcisiyle iletişim kuramamış; odada radyo, televizyon, telefon gibi iletişim araçları bulunmamış, açık havaya çıkarıldığına dair bir delil de elde edilememiştir.
Mahkeme, GGM'lerin çalışma ilkeleriyle çelişir şekilde, meşru bir amaç olmaksızın gerçekleşen müdahalenin niteliği ve süresi itibarıyla eziyet olarak nitelendirilebileceği sonucuna ulaşmıştır.
Bu gerekçe dizisi, aslında bir disiplin rejiminin bulunması hâlinde aranacak unsurların listesi gibidir: yazılı karar, somut sebep, usulî süreç, süre sınırı ve iletişim hakkının korunması. Bunların hiçbirinin bulunmaması, tedbiri hukuki bir işlem olmaktan çıkarıp fiilî bir muameleye dönüştürmüştür.
Kararın usul boyutuna ilişkin kısmı da ayrıca önemlidir. Mahkeme, soruşturmanın ilk aşamasında olay yeri tespiti yapılmadığını, güvenlik kamerası görüntülerinin bizzat tespiti ve muhafazası yerine şikâyetin muhatabı olan merkez görevlilerinin gönderdiği kayıtlarla yetinildiğini, başvurucunun sağlık durumunun tıbbi raporla tespiti yerine savcının gözleminin tutanağa geçirildiğini ve şikâyet edilen kamu görevlilerinin savunmalarının alınmadığını belirterek, etkili bir soruşturma yürütülmediği sonucuna varmıştır.
Bir disiplin rejiminde bulunması gereken asgari unsurlar
Kanunilik ilkesi ve Y.K. kararının ortaya koyduğu ölçütler birlikte değerlendirildiğinde, GGM'lerde uygulanacak bir tedbir rejiminin taşıması gereken asgari unsurlar şunlardır:
- Kanuni dayanak. Özgürlüğü mevcut gözetimin ötesinde kısıtlayan her tedbirin dayanağı kanunda gösterilmelidir. Yönetmelik veya genelge düzeyinde bir düzenleme, Anayasa m. 13 karşısında tek başına yeterli sayılamaz.
- Tedbirlerin sınırlı sayıda sayılması. Hangi davranışa hangi tedbirin uygulanabileceği önceden belirlenmeli; tedbirler sınırlı biçimde sayılmalıdır.
- Yazılı ve gerekçeli karar. Tedbirin sebebi, süresi ve kapsamı yazılı kararda gösterilmelidir. Y.K. kararının en belirgin tespiti, yazılı emir veya tutanak bulunmamasıdır.
- Savunma hakkı ve tercüme. Kişiye, anlayacağı bir dilde isnadın bildirilmesi ve savunmasını sunma imkânı tanınması gerekir.
- Azami süre. Tedbirin süresi önceden sınırlandırılmalı; süre uzatımı ayrı bir karara bağlanmalıdır.
- Dokunulamayacak çekirdek haklar. YUKK m. 59/1-b'de sayılan erişim imkânları — yakınlara, notere, yasal temsilciye ve avukata erişme ile telefon hizmetleri — ve m. 59/1-a'daki acil ve temel sağlık hizmeti hiçbir tedbirle kaldırılamamalıdır. Y.K. kararında ihlali ağırlaştıran unsurlardan biri, başvurucunun yasal temsilcisiyle iletişim kuramamış olmasıdır; bu aynı zamanda m. 59/1-b'ye aykırılıktır.
- İtiraz mercii. Tedbire karşı başvurulabilecek merci ve süre, kararda gösterilmelidir.
- Kayıt ve denetim. Uygulanan her tedbirin kayıt altına alınması, ulusal önleme mekanizması sıfatıyla TİHEK denetimi bakımından da gereklidir.
Değerlendirme
GGM'lerde disiplin rejiminin düzenlenmemiş olması, yalnızca idare için bir belirsizlik kaynağı değildir; aynı zamanda merkezde görev yapan personeli de dayanaksız bırakmaktadır. Bir olaya müdahale eden görevlinin, hangi yetkiye dayanarak, hangi sınırlar içinde ve hangi usulle hareket edeceğini gösteren bir metin bulunmaması, hem yabancıyı hem görevliyi korumasız bırakır.
Boşluğun doldurulmasında izlenecek yol bakımından bir hususa dikkat edilmelidir: ceza infaz kurumlarına ilişkin disiplin rejiminin GGM'lere olduğu gibi aktarılması isabetli olmaz. İdari gözetim bir ceza değildir; GGM'de tutulan kişi hükümlü ya da tutuklu değildir. Dolayısıyla yapılacak düzenlemenin ölçüsü, cezalandırma değil, merkezin düzeninin ve orada bulunan herkesin güvenliğinin sağlanması olmalıdır. Tedbirlerin ağırlığı da bu amaçla sınırlı kalmalıdır.
Sonuç
Türkiye'de GGM'lerde fiilen uygulanan tedbirlerin yazılı bir rejimi bulunmamaktadır ve bu boşluk, ulusal insan hakları kurumu tarafından resmen tespit edilerek giderilmesi tavsiye edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, yazılı emre ve somut gerekçeye dayanmayan, süresi belirsiz ve iletişimi tümüyle kesen bir uygulamayı eziyet olarak nitelendirmiştir. Bu iki tespit birlikte değerlendirildiğinde, sorunun münferit bir uygulama hatası değil, yapısal bir düzenleme eksikliği olduğu görülmektedir. Kanuni dayanağı, sınırlı sayıda tedbiri, yazılı ve gerekçeli karar zorunluluğunu, azami süreyi, savunma hakkını ve itiraz yolunu içeren bir düzenleme yapılması, hem hak ihlallerini önleyecek hem de idarenin işleyişine öngörülebilirlik kazandıracaktır.
Kaynaklar
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 13, 17 ve 19.
- 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (RG 11.04.2013, S. 28615), m. 57/8 (Ek: 6/12/2019-7196/77 md.), m. 58 ve m. 59/1.
- AYM İkinci Bölümü, Y.K., B. No: 2016/14347, 2/6/2020 (Basın Duyurusu BB 53/20, 3.9.2020).
- Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, İstanbul Çatalca Geri Gönderme Merkezi Ziyaret Raporu, Rapor No: 2026/45, 16/7/2026 tarihli ve 2026/778 sayılı Karar.
Bu yazı 11 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; somut bir olayda bir avukata danışılması yerinde olur.
Bu yazı 11 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayınız bakımından bir avukata danışmanızı öneririz.
Bu Konuda Görüşme Talep Edin
İdari gözetim, sınır dışı etme veya geri gönderme merkezi süreçlerinde dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Görüşme Talebi